Hipnoz ve Hipnatizör
TOPLUMSAL HİPNOZ NASIL YAPILIR?
Dinler insanlar için üretilmiş bir hipnozdur.

İnanç zihinsel blokay,a dayanır. Bilinç zihinsel işlerlik,e dayanır.
Zihniniz işliyor, muhakkemeniz açıksa, olayları neden-sonuç ilişkisi ile anlar, gereğini düşünür, doğru sonuca varırsınız.

Zihniniz durdurulmuş, muhakkemeniz dondurulmuş ise, inandığınız din, otorite nasıl isterse öyle anlar, öyle düşünür ( düşündüğünüzü sanır) öyle davranırsınız.

Hipnozda herhangi bir şey hayal edilebilir, hipnotize olmuş, yatan bir kişiye bir soğan verirsin ve bu güzel bir elma çok lezztli dersin ve o, soğan yiyecek fakat o, çok lezzetliymiş hiç böyle lezzetli bir elma yemedim diyecektir.

Ona bir elma verirsin ve bu bir soğan dersin, onunda gözleri yaşarmaya başlayacak. Çok acıymış diyecektir. Ne olmaktadır ?
Ortada şüphe kalmamıştır, bu bir hipnozdur, şüphe uykuya dalmıştır, artık hayal gücü çalışmaktadır, onun üzerinde her hangi bir kontrol yoktur, dinde aynı böyledir.

Dinin güvene gereksinimi vardır.
Güven demek, zihnin şüphelenme yeteneğinin uykuya dalması demektir,

Bakara suresi -147 -O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın!

yunus suresi -94 – Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Sakın şüphe edenlerden olma! ,

Dolayısıyla herhangi inanca mensup bir dindar, gerçekten şüphe etmek ne demektir bilmez.

Ali imran suresi -60 -Bu hak (gerçek) senin rabbindendir, o halde şüphecilerden olma.

Din bir tür hipnozdur.
Tamamen hipnoz olmuş ve kendini uyanık sanan ( uyanık uyku hali ) fakat uyuyan, hipnoz halindesindir. Ve hayal gücün tam kapasite çalışmaktadır en mükemmel cennetin hayalini kurabilirsin, beyin bunu en iyi şekilde yapar.

Henüz sen doğduğun andan itibaren hipnotize edilerek yetiştirilirsin.
İnsanoğlu başkalarının boyunduruğu altına girmek konusunda, içinde öylesine büyük bir eylemi barındırıyor ki, hipnotizör pozuyla ortaya çıkan bir kişinin kolayca kurbanı olabiliyor.

Hipnatizörün kendisine gelince, hipnotizmada rol oynadığını gördüğümüz güç asla hipnotizörün kendi gücü olmayıp, denekteki hipnotizörün boyunduruğu altına girme eğiliminden kaynaklanmaktadır.

Denek üzerinde etki yapan sihirli bir güç yoktur.
Bütün olan biten hipnotizörün blöf yapma hünerinden başka bir şey değildir.

Din, ideoloji ve inançların da bir hipnotik öğelerdir.
Elbette toplumları ve bireyleri hipnotize etmede bu öğeleri bir hipnotik olarak kullanırlar.

Din ve inanç toplum ve bireyleri gerçekte uyutmak için vardır.

TOPLUMSAL HİPNOZ NASIL YAPILIR?
Peki, ister bireysel olsun ister toplumsal bu hipnoz nasıl gerçekleşir?
Hipnozu yapan kişi hipnoza sokmak istediği bilinci hipnotik bir dil kullanarak etkiler.

Hipnotik dil aynı şeyleri basit bir şekilde ve devamlı tekrar tekrar söylemek.

Tıpkı bireysel hipnozda olduğu gibi toplumsal ve politik hipnozda yığınların dikkatini bir noktaya odaklamak için yazılı ve görsel medya araçlarıyla, toplum sürekli tek bir gündeme boğulur.

Tatlı ninnilerle uyumayan çocukların korkutulduğu gibi, yeterince ikna olmayan yığınlara artık bir tehditten bahsetmek gerekir.

Seçim arefelerinde üretilen hayali düşmanlar, çocukların uyutulmasında kullanılan birer öcü işlevi görür.

Hipnozdaki toplumların tepkisizliğine şaşırmamak gerekir, çünkü hipnozda bilinç açık olmasına ve her şeyi duymasına rağmen, telkinsiz tepki vermez.

Hipnoza giren bir kişi ya da toplumda istediğiniz cerrahi operasyonu yapabilirsiniz, hatta o toplumun bir uzvu kesilse bile hiç bir acı hissetmeyecektir.

Gemiye gönüllü binse de, kimin gemisiyle seyrettiğini hesaba katmayan yığınlar, kamarasının penceresine yansıyan manzaranın büyüsüne kapılıp seyire dalıyor.

Eğer bir yalan size yeteri kadar tekrarlanırsa, bu yalan gerçeğinizin bir parçası olmaya başlar.

Eğer bu yalan yeteri kadar çok insana yeteri kadar çok söylendiğinde özaman bu, kültürün bir parçası olmaya başlar.

Ve eğer o kültür o yanlış bilgiyi yeni nesile aktarırsada, o zaman bu yalan gelenek halini alır.

Bir geleneğe sahip olmanız o geleneğin ahlaki açıdan kabul edilir, doğru olduğu anlamına gelmez.

Gelenek ve ahlak her zaman aynı şey değillerdir.
Ve hikayeler doğdunuzdan itibaren sürekli olarak anlatılmaktadır hergün.

Yalanlarla inandırılmış bir beyin için, gerçek ise rahatsız olmanın ötesindedir.

İnsan anlatılan hikaye yüzünden inancı uğruna öldürebilir çünkü, hikaye yapılan eylemi aklıyor.

Henüz doğduğunuz andan itibaren size anlatılan saçma şeyler yeteri kadar çok tekrarlandığında saçmalığını kaybeder.

Biz gerçek içinde doğar, ama yalanlara inanarak buyuruz.
İnsanlığı yalanlar yönetir.

Bir toplumun üyelerinin kafa yapılarında aldatıcı olan şey, benimsedikleri görüşlerin “herkesçe geçerli sayılan” görüşler olmasıdır.

Büyük bir saflıkla insanlar, çoğunluğun belli bazı fikirleri ya da duyguları paylaşmasının, o fikir ve duyguların doğruluğunu kanıtladığına inanırlar.

Hiç bir şey bundan daha yanlış olamaz.
Bir şeyin herkesçe geçerli sayılmasının, kendi başına akılla ya da ruh sağlığıyla hiçbir ilişkisi yoktur.

Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması, o anlışları doğru yapmaz.

Milyonlarca insanın aynı akıl hastalıklarını paylaşmasıda, o insanların akılca sağlıklı duruma getirmez.

Birey pekçok kişiyle aynı düşünce ve duyguyu paylaştığından bunun farkına varmaz.

İnsanların büyük çoğunluğu kendi başlarına değil insanlarla birlikte inanmaktadırlar.

 

 

VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu yazıyı Beğendiyseniz lütfen sadece kendinize saklamayın, paylaşın!