Algı savaşı!

Algı savaşı!

• Bizi yanıltarak irademizi ele geçirmeye çalışan bir algı savaşı
yaşıyoruz. Dış dünyadan bulaşan algı virüsü uyutuyor, aldatıyor ve
algımızı ele geçiriyor. Görmemiz istenenleri görüyor, yapmamız
istenenleri yapıyor, küresel algının figuranı oluyoruz. Algı
yeteneğimiz bozulduğu için tehlike ve felaketler bitmek bilmiyor.

• Biz insanlar dünyayı algıladığımız şekilde görür ve yaşarız.
Algımız ise beynimize akan bilgi tufanıyla oluşur. Dış dünyadan akan
bu bilgi birikiminin hediye ettiği sanal gözlüğün gösterdiği şekilde
de dünyayı görürüz. Yıllar içinde oluşan bu pembe gözlük, bilgi
kirliliği yüzünden ne yazık ki gerçeği göstermiyor ve bizi sürekli
yanıltıyor. Virüs girmiş bilgisayar gibi algımız bozulmuş, zihnimiz
karışık. Çağımızın önemli sorunu; algı kirlenmesi.

• Uzaktan kumanda ve cep telefonu elimizde, ekran karşısında
hipnotize oluyoruz. Dış dünyanın yönettiği bir hayata bağımlı
olurken, sigaradan her çeşit kötü alışkanlığa kadar, `elimde değil’
diye sızlanıp duruyoruz. Yönetim bizim elimizde değilse kimin elinde?
Elimizden giden her şeyi dış dünyanın egemenliğine terk ederken
irademiz kayboluyor, algımız yabancılaşıyor farkında değiliz.

Algıyı yöneten toplumu esir alıyor

• Algıyı ele geçiren, özgür iradeyi yok ederek toplumları uzaktan
kumandayla yönetilen yığınlara dönüştürüyor. Bu yüzden algı savaşı
diğer savaşlardan daha etkili, kolay, ucuz ve onların üzerinde bir
role sahip. Zaten gerekli algıyı yaratmadan hiçbir savaşı kazanmak
mümkün değil. Savaşın kazanımlarını sihirli bir şekilde sağlayan bu
kansız oyun, küreselleşen dünyanın yeni savaş yöntemi.

• Algı yönetimi, akıl ve bilim oyunu. Bu akıl oyunu ile kötü
alışkanlıklardan sağlıklı yaşama, ekonomiden milli güvenliğe her şeyi
yönetebilirsiniz. Zor kullanmadan insanları Bermuda şeytan üçgenine
bile hapsedebilirsiniz: İster borsa, faiz, döviz ister koltuk,
asansör, taşıt. Yoksulluk ve borçlanma yüzünden iradesi çözülen insan
ve toplumlar, algı virüsüne karşı tamamen korumasız ve çaresiz.
Bağımlı hayatla özgürlüğünü değişmeye ve her istenileni yapmaya
hazır.

Bilinçaltı kurgulama ve Algı oluşturma

• Bu akıl oyunu tamamen bilinçaltı kurguya dayanıyor. Küresel film
sektörü algı oyununa en iyi örnektir. Hem eğlendiriyor, hem de
bilinçaltı teknikleri kullanarak geleceğin küresel algısını mükemmel
bir şekilde oluşturuyor. Kanlı ve acımasız savaşlar, kıyamet
sahneleri, soygun, hırsızlık, kapkaç, tecavüz ve insanlık dışı ne
varsa hepsi, sıradan olaylar gibi zihinlere işleniyor. Amaç, insanlık
vicdanını yok ederek vahşet dolu kötü bir dünyaya alıştırma. Hayatın
önceden yaşanmış olduğu algısı yüzünden, gerçekle hayal birbirine
karışıyor. Bu yüzden Irak’taki vahşeti film gibi izliyoruz. Beyinlere
kazınan algı aynı: kötülük dünyasında depremden teröre kadar kötü
olan her şeyle beraber yaşamaya alışmalıyız.

• Algı oyununa diğer bir örnek ise `hastalık satmak’. Son yıllarda
binlerce sanal hastalık uydurulması boşuna değil. Hastalık sattığınız
zaman, ilaçtan teknolojiye kadar pek çok şeyi satmış oluyorsunuz.
Bunun için sadece hastalıkla ilgili algıyı satmanız yeterli. Tıpkı
taşıt sattığınız zaman benzinden otoyola kadar her şeyi sattığınız
gibi. Taşıt dışındakilerin reklamını yapmanız gerekmiyor. Taşıtın
konfor ve kolaylık algısını satmanız yeterli.

Algı yönetimi nasıl yapılır? Yaşam tarzını nasıl etkiler?

• Algı yönetimi ile kalp krizinden teröre kadar pek çok konuda
toplumu yönlendirmek mümkün. Seçilen konu, planlanan davranış
modeliyle birlikte toplumun bilinç altına binlerce kere kaydedilir.
Mesela `kalp krizi belirtileri olduğunda derhal hastaneye gitmek
gerekir’ gibi. Aynı yöntemle sigarayı bırakma, şişmanlığı önleme,
sağlıklı beslenme ve spor alışkanlığı yaşam tarzına dönüşebilir ve bu
yolla çok sayıda hayat kurtarılmış olur.

• Zararlı bir uygulama ise ekonomik kriz ve terör korkusunu
kullanarak, yapılması istenen veya istenmeyen davranış modeline doğru
toplumu yönlendirmek. Özellikle 11 eylül’den sonra dünya böyle
yönetiliyor. Yapılacak iş çok basit. Önce terör veya kriz felaketi,
istediğiniz davranış modeliyle kodlanarak zihinlere servis edilir.
Sonra da bu kötü olaya ait ses ve görüntü düğmesine basılır. Algı
virüsleri hemen harekete geçecektir.

• Gelecekteki felaketi zihinde canlandırma yani korkutma yöntemi yeni
değil. Elinizde medya gibi bir silah varsa, karşınızda hiçbir güç
duramaz. İstediğiniz her şeyi binlerce kere toplumun bilinç altına
üfleyerek, istediğiniz algıyı yaratabilirsiniz. İnsan ve toplumlar bu
nedenle kurgulanmış bir hayatın dışına çıkamıyor. Çünkü yaşam
tarzımız bu algıya göre şekilleniyor. Bu yüzden beynimize yazılan
sanal bir hayatı yaşıyormuş gibi yapıyoruz. Aslında yaşadığımız,
benliğimizi silen ve bizi balık sürüsüne çeviren dış dünyanın bitmek
bilmeyen istekleri. Bunların hepsi `algı yönetimi’nin eseri.

• Diğer bir yöntem ise `beklenti yönetimi’. Beklenti yarat ve bu
beklentiyi yöneterek istediğini yaptır. Çünkü her şey algıya
dayanıyor. Oy verirken bile beklenti ve algımıza göre hareket
ediyoruz. Vadedilen geleceğin benimsenmesi, toplumun beklentilerine
uymasına bağlı. Bu basit gerçeği bilmeyenlere, toplumun davranışları
mantık dışı gelir. Beklentilere uymayan bir yaşam tarzı, ne kadar iyi
ve sağlıklı olursa olsun halkın ilgisini çekmez. Planlanan hayata
özendirmek ve talep yaratmak gerekir. Bunun için de önce beklenti
oluşturmalı, sonra da bunu yönetmelisiniz. İşin özü bu.

• Algı yönetimi bilinçaltı savaş yöntemi olarak kullanıldığında,
özgürlük ve demokrasi için en büyük tehdit sayılır. Çünkü algıyı ele
geçiren, algı sahibine ait olanları da ele geçirmiş oluyor. Bu
savaşın en etkili ve eğlenceli silahı da medya! Gözümüze, kulağımıza,
zihnimize hitap eden her şey algımızı ve yaşantımızı etkiliyor,
şekillendiriyor. Televole yaşantısı moda oluyor.

Algı savaşını kazanmadan kurtuluş yok!

• Her yaşam tarzının dayandığı temel algı dağları vardır. Bu algılar
değişmeden bunun yansıması olan anlayış ve yaşam tarzı değişmez.
Üretmeden tüketen, borç alarak lüks ve israf içinde yaşamaya alışan
ve bunu konfor olarak algılayan insan ve toplumları, bu bağımlı
hayattan kurtarmak kolay değildir. Çünkü tüketime dayalı yaşantı,
sigara veya eroin bağımlılığı gibi mutlu ederken, zihinleri bu pembe
esarete alıştırıyor. Bu yüzden bağımlı hayattan özgürlüğe geçiş,
yoksunluğa yol açan sıkıntılı bir süreçtir. Yeni algının hayata
yansımasının yolu, bağımlılık yaratan eski algının silinmesine
bağlıdır. Silme işlemi ise sancılıdır ve zaman ister. Kötü
alışkanlıklardan uzak, özgür ve bağımsız yaşamanın yolu `elimde
değil’ algısı yerine, `özgür ve bağımsız bir iradeyim’ algısını
oluşturmaktan geçer. Öncelikle, irademizi esir alan temel algıyı
değiştirmemiz gerekiyor. Başka yolu yok !

Ne yapmalı ve nasıl yapmalı?

• Algı yönetimi; toplum mühendisliğinin temelidir. Öncelikle
algımızı ve yaşam tarzımızı bozan dilde yabancılaşma, kültürel
yozlaşma ve yolsuzluk virüsünü yok etmeliyiz. Küresel algı
virüslerini etkisiz hale getiren `anti-virüs’ programları olmadan
beynimizi korumak mümkün değildir. Ulusal algıyı bozan her çeşit
yozlaşma ve çürümeye önlem almalıyız. Sağlıklı ve temiz bir toplum
için milli ve manevi değerlerimizi korumak zorundayız.

• Türk milletini uyutmaya, aldatmaya ve algısını yönetmeye çalışan
her türlü bilinçaltı kurgulamaya karşı caydırıcı yaptırımlar
getiren `Ulusal Algıyı Koruma Kanunu’ çıkarılmalıdır. Hiçbir toplum
en değerli hazinesi olan algısını korumasız bırakamaz.

Bütün bunları kim yapacak, kim yönetecek?

• Topraklarımızı korumak için milli bir orduya ve toplum güvenliği
için de polis teşkilatına neden gerek duyuyorsak, çağımızda
beynimizi, zihnimizi, algımızı koruyacak bir kuruma da çok daha fazla
nedenle ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü sahip olduğumuz her şeyi yöneten bu
değerli merkezi korumak zorundayız. Saldırılar doğrudan veya dolaylı
olarak algımızı ele geçirmeye yönelmiş bulunuyor. Sağlıktan
ekonomiye, kültürden milli güvenliğe her türlü küresel tehlikeyi
algılayan, küresel medyanın algı yönetimini izleyen ve ulusal
refleksleri yöneten `Ulusal Algı Yönetimi’ acilen kurulmalıdır.

 

VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu yazıyı Beğendiyseniz lütfen sadece kendinize saklamayın, paylaşın!