hep birilerini mutlu ederiz

Hayat anne karnında başlar ilk nefesi aldığında annen sevinir sonra ilk adımı atmak için ayaklarını ellerini oynattığında baban sevinir…
Yani hep birilerini sevindiririz mutlu ederiz daha ilk nefesten ilk adımdan,
sonra dünyaya gelirsin ağlayarak,
etrafında tanımadığın görmediğin insanlar vardır sadece kokusunu bildiğin annen,
sesinden tanıdığın baban vardır sana yakın olan…
Duyumsamaya ve anlamaya çalıştığın bir kalabalık vardır kısık gözlerinden görünen,
yanağında binlerce dokunuş hissedersin her şey senin dünyaya gelişinle başlar…
Bir gün bir bakarsın ki her şey tanıdık ve aşina geliyor.
Annenin sütü babanın gülerek kapıdan içeriye gelip sana doğru koşması ve senin eşsiz gülümseyişlerinle kahkahaya dönüşen bir odadır aslında…
Sonra yürürsün konuşursun dinlersin ve atılırsın hayatın kollarına…
Ve sorular oluşur beyninde,
bu ne?
Şurası neresi?
O kim?
Vs vs…
İlk eğitimini ebeveynlerinden alırsın ve bu ömür boyu devam eder,
sen aldıkça annen baban verecektir zaten hayat dersini…
Gün gelir sırtına çantayı alır mis kokulu üniformanı giyer hayatın ikinci eğitimini almaya doğru yol alırsın işte o zaman ikinci eğitime atılırsın ve planlı programlı bir yaşam seni bekliyordur…
Tam elin kalem kâğıt tuttuğunda düşlere dalarsın öğretmenine bakar imrenir,
sırana bakar daha çok var der başlarsın yazmaya geleceğini,
yaşamadığın fakat yaşamak istediğin ne varsa kâğıt aklığına dökersin…
En güzel yarınları kurarsın, kurarsında iş uygulamaya geldiğinde zorlanırsın bazen pes edersin,
bazen de çok güçlü hissedersin kendini işte hayatın üçüncü eğitimi başlamıştır senle…
Yaşın ilerler ve doğrularınla yanlışlarını ayırt etmeye başlarsın kendine bir yön verirsin aslında zor olan da bu ya seçim yapmak…
Çünkü insanlar neyi seçerse seçsin her zaman seçemedikleri her şey için üzülürler oysa hayat o kadar basittir ki bizleriz onu zorlaştıran her şey önümüzdedir bizimdir ya da bize el uzatmıştır…
Aslında bizleriz şansımızı zorlamayan hayata umutla bakmayan…
Ve kaygılar başlar gelecekle ilgili,
sorumluluklarımız diz boyu olur bazen hangisine koşacağını şaşırır parçalara bölünürsün oysa biz değil miydik planlı programlı hareket eden işte hayatın dördüncü kısmıdır bizi zorlayan… Zor nedir?
Yapılamayacak olmasının kanıtı nedir?
Aslında hiçbir şeydir sadece zor olduğunu düşünürüz oysaki istemek başarmanın temelini oluşturur ve her şey seninle başlar ve seninle son bulur…
Yani sen istersen zor yoktur bende istedim ve zor olmadığını anladım…
İdealler aslında o an ki psikolojik sendromumuza göre ayrım gösterebilir belli bir noktada duramayız çelişkiler karmaşalıklar karar vermememizi zorlaştırır,
oysa hani zoru başaracaktık! Demedik mi?
O halde ilk adımı atayım dedim ve kararsız kalmaktansa hatalıda olsa bir karar vermeliydim düşüncesi oluştu beynimde bu benim geleceğimdi benimle başlayacak benle son bulacaktı…
Ruhumun araştırmacı yönünden faydalanmak istedim ve bugünkü konumuma geldim kararlarım düşüncelerim beni hem şuan ki konumumla içe içe getirdi hem de verdiğim kararlarda yanıltmadı ya olmasaydı? Demedim.
Çünkü biliyorum ki istedikten sonra her şey oluyor…
Önceden çevremizdekileri sevindirirken şimdilerde ben sevinebiliyorsam bu kat ettiğim yolda beni yalnız bırakmayan direncim ve hedeflerimden şaşmadan ilerlememdir…
Çünkü doğru olduğundan emin olduğumuz yolda ne kadar zorluklar olsa da, eminsen doğruluğundan ve yalnız olsan dahi ilerlemeyi öğrendim…
Şimdi ilk kalem kâğıt aklığında ki düşüncemin oluştuğu noktadayım…
Geçmiş günümdeyim ve geçmemiş yarınımdayım…
İdealler biter mi sanıyorsunuz siz yaşadıkça onlarda sizinledir…
Herkesin olmak istediği yer şuan bulunduğu yer olmayabilir ama yaşamın her alanında o beyaz kâğıt aklığı muhakkak sizinde düşüncelerinizle ilerler ve mutlaka ideallerinizle birleşir…
Siz isteyin yeter ki…

*Bülent Gürakar

 

VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu yazıyı Beğendiyseniz lütfen sadece kendinize saklamayın, paylaşın!