Kainatın Gizemleri

Her gün üzerinde nefes alıp verdiğimiz minicik dünya ile uzayın ve zamanın sonsuz büyüklüğü arasındaki inanılmaz gizemi kavrayabilmek insanoğlunun en eski uğraşlarından biri.

Her ne kadar evrenin muazzam doluluğunun sırrını hiç keşfedemeyeceğimizi bilsek de, bu bizi evrenin gizeminin cevabını aramaktan alıkoyamadı. Önce din sonra felsefe, insan aklını meşgul etti.

Hiç bir zaman evrenin özündeki sırrı tam olarak anlayamayacak da olsak en azından onun çok kompleks bir yapıya sahip olduğu gerçeğini biliyoruz. İşte size kainatın gizemleri
-Büyük Birleşme Teorisi

10 yıldır fizikçiler,Newton’nun klasik fizik teorisi ile Einstein’nin izafiyet teorisi arasındaki farkın mantıksal bir açıklamasını bulmaya çalışıyorlar. Bir de bunlara ek Heisenberg’in kuantum fiziğini eklemek kesinlikle gerekli. Her üçü de oyunu kendi kurallarına göre oynuyor ve birbirini pek ciddiye almıyor.

Bu yüzden bilim adamları tüm bu teorilerle uzlaşabilecek ‘Büyük Birleşme Teorisi’ni geliştirdiler. Belki de böyle bir birleşme yok ya da insan aklının alamayacağı kadar çok karmaşık bir şey. Ama bilim adamları bu konuyu daha uzun süre tartışıcak gibi duruyor.
-Çok yönlü evren

Güncel kuantum fiziği içinde bulunduğumuz dünya dışında aynı uzayda ve aynı zamanda başka evrenlerin de varolduğu ihtimalini güçlendiriyor. Fakat bunlar birbirini çok kısıtlı yollarla etkiliyor. Bu evrenler kendi tarihlerine, kendi geleceklerine hatta kendi fizik kurallarına bile sahip olabilirler.
-Evrenin sonu

Bu konuda çeşitli olasılıklar söz konusu. Bunlardan biri, dünya sonsuzluğa doğru genişleyecek. Diğeri, yerçekimi maddeyi hızla yakalayacak ve evren zamanla yavaşlayacak ve tek bir noktaya geri düşecek belki bu da yeni bir patlamayı tetikleyecek.

Başka bir teoriye göre de atomlar ve protonlar,maddenin yapı taşları, artık doğal yolla oluşamayacak gibi duruyorlar. Bu yüzden dünya yavaş yavaş gözden kaybolmaya başlayacak.
-Evrenin başlangıcı

Evren nasıl başladı? Ya da gerçekten bir başlangıcı var mı? Güncel teoriler , geçmişte başlayan ve bugüne kadar devam eden maddenin ve enerjinin tümünden tek bir noktada kopan bir büyük patlamadan “Big Bang” den bahsediyolar. Peki bu patlamayı ne başlattı?

Maddenin tümü ve enerji nereden geliyor?
-Zaman

Zamanın ne olduğunu gerçekten bildiğinizi mi düşünüyorsunuz? Zamanla ilgili bir terim kullanmadan onun ne olduğunu anlatmayı deneyin, dilinize zaman sözcüğünden başka bir şey gelemeyeceğini göreceksiniz.

Zaman, geçmişte olan ya da gelecekte olacak her olayı birbirinden ayırmamıza sağlayan şey mi? Uzay gibi bir boyut mu, yoksa madde gibi niteliksel bir şey mi, sadece bir illizyon mu?…
-Karanlık Enerji

Yüksek teknolojik aletlerle evrende yapılan güncel deneyler gösteriyor ki uzayda görebildiğimizin üstünde milyonlarca madde miktarı var. Bizse bunların sadece %4 ünü görebiliyoruz. Geri kalanı görülmez yani karanlık.

Bunun ne olduğu hakkında birşey bilinmemekle beraber anlık bir esinlenmeyle bunu karanlık enerji olarak nitelendiriyoruz.
-Bilinç

“Akıl ne?” Davranışcılara göre akıl bir şartlı refleks. Düşüncelerimizi dışarıya yansıtış şekillerimizin farklı ve ilginç olduğunu inkar etmek çok zor. Beynimizin çalışma şeklini etkilyen bir ana bölüm var mı? Eğer öyleyse bilgisayarlar bilinçli bir hale gelmeden bu ne kadar sürecek?

Bilinç beyin ölümünü engelleyebilir mi ? gibi akla gelebilecek bir sürü soru var. Denk bir diyalog kurabileceğimiz bir robota sahip olmadan bu soruların cevaplarını bulmak çok zor.
-Beden zihin bağlantısı

Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar.

Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor.Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor.

Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, moderntıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.
-Karşıt madde ikilemi

Madde ve karşı madde teoride aynı zamanda ve aynı olaylar tarafından yaratılır. Ağır tanecikli atom yaratıldığında aynı kütlenin karşı atomu da yaratılır. Ancak dünya üzerinde bir laborotuarda biz bir karşı atom yarattığımızda, onu kainatta çevremizde bir yerde göremiyoruz.
Kimse yaratılan bu karşı atomların nerde olduğunu ya da nerde olması gerektiğini bilmiyor.
-Tunguska patlaması

30 Haziran 1908’de Rusya’nın ormanlık bir bölgesi olan Tunguska’da bir patlama meydana geldi. Yerel halk binlerce mil ötede parlak mavi bir ışık gördü ve ışık inanılmaz bir şiddetle patladı.

Patlamadan sonra yapılan incelemede, civardaki ağaçların havada bir çeşit patlama olmuşçasına merkez noktadan doğru ışınsal bir biçimde devrildikleri görülmüş.

Bugün hala bilim adamları o tarihte tam olarak ne olduğunun cevabını veremiyorlar. Patlama sonrası hiç bir parçanın bulunmamış olması da ayrı bir soru işareti.
-Dünya dışında yaşam var mı?

En merak edilen konulardan biri. Acaba evrende dünya dışında da düşünebilen canlılar var mı? Bu konuda bilimadamlarının farklı görüşleri mevcut. Carl Sagan’a göre eğer insanoğlu varsa, evrende düşünebilen diğer canlıların ne sıklıkta varolduğunun bir önemi yok.

Sagan, dünyanın dışında evrenin herhangi bir yerinde de başka düşünebilen komşularımızın varolabileceğini belirtiyor.

Bununla birlikte Enrico Fermi’ye göre eğer yaşam bu kadar ortaksa, bu zamana kadar evrende yaşayan diğer düşünebilen canlıların hiç bir izinin saptanmamış olması görsel olarak imkansız. Dolayısıyla ortada gerçek bir gizem var.
-UFO’lar

UFOdeyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var.

Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteormudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midir Bu birtürlü açıklığa kavuşamıyor.
-Hayaletler

Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan-içten ya da değil- şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüzyanıtı bulamadı.
-Deja vu

Fransızcabir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali.

Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Araştırmacılar‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.
-Duyu ötesi algı

Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu.Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi.

Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor.
-Önsezi

Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya dahissediyoruz.

Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.
-Ölümden sonra hayat

Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur.

Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tanelinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar.

Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.
-Bağdat Pilleri

Bağdat Pilleri, Mezopotamya’da bulunan milattan önce ilk yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilen tarihi eserlerdir

2 bin yıllık pil Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938’de Irak’ın başkenti Bağdat’ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabin içine monte edilmiş bir bakir silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi “dünyanın en eski pili” olarak tanımladı.

Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800’lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adli İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.

Arkeologlar pillerle karşılaştıklarında ilk önce depolamak için kullanılan kil kap olduklarını düşünmüşlerdi Ancak bulduklarının asit çürüme gösteren bakır tel içerdiklerini keşfettikleri zaman bu teorilerinin yanlış olduğunu anladılar Bu kaplarda büyük ihtimalle bakırla iletişime geçip elektrik yaratacak bir sıvı bulunduruyormuş

Eğer doğruysa, ilk pil yapım tarihini yüzyıllar öncesine çekiyor. Herşey iyi güzel de, bunlar pilleri ne için kullanıyorlardı?
-Kosta Rika’nın Devasa Taş Topları

Kosta Rika’da ve onu çevreleyen bazı alanlarda devasa taş topları vardır Mükemmel bir küre halinde bu düzgün topların bazıları birkaç santimetrelik bir çapa sahip Bazıları da tonlarca ağırlığında olup yaklaşık 25 metre çapa sahiptir

Bilinmedik insanlar tarafından bu taşlar mükemmelleştirilmek için oyulmuş Bu toplar heryerde ve hiçbir amaçları yok

Bazı toplar yerliler tarafından altın, kahve çekirdekleri veya bebek bulma amacıyla kırılmış Bazıları hareket ettirilmiş ama bazıları buldozerle hareket ettirmek için bile çok ağırlar
-Baigong Boruları

Daha Çin’de insanların yaşadığı bilinmeyen zamandan kalma, dağın tepesinde 3 tane üçgen şeklinde nereden geldiği belli olmayan borular var Bunlardan bazıları dağın içine derine gidiyor, bazıları da yakınlardaki tuzlu su gölüne gidiyor Gölün doğu-batı kıyısında hala çalışan borular var Bazı büyük borular 40 cm genişliğinde, aynı büyüklükte ve görünürde işe yarar belli şekiller düzeninde yerleştirilmiş
Peki niye bu kadar büyütülüyor? Arkeologlar bu boruların yapım tarihini, insanların saçlarını yakmadan et pişirmeye çalıştıkları zamanla aynı olduğu görüşündeler
-Antikythera Mekanizması

Antikythera Mekanizması Yunanistan yakınlarında Milattan önce 100 yıllarına ait bir gemi batığında bulunmuş olan karmaşık bir makinedir Antikythera Mekanizmasında bulunan donanım ve yapı 1000 yıl öncesine kadar yoktu

Bir nevi bilgisayar 1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı.

Yapılan çalışmaların ardından, bu aygıtın Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.
-Piri Reis Haritası

Geleceği gören harita Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis’in 1513’te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu’nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818’de gerçekleşmişti.

Dahası, Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.
-Kristal Kurukafa

Gizemli kuru kafa Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.
-Alüminyum kemer tokası

Alüminyumdan kemer tokası M.S. 300’lü yıllarda ölen Çinli general Çoğu Çoğu’nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.
-Nan Madol kenti

1000 yılda yapılan kent Pasifik Okyanusu’ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200’de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hâlâ sır.
-Nazca düzlükleri

Uzaylılara iniş pisti Peru’nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor.
-Metal uçak maketleri

Concorde’un atası M.Ö 200’de yapıldığı sanılan nesne, 1898 yılında Mısır’da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972’de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde’u andırdığını iddia etti.

Aynu uçak modellerinden altın olanları Kolomb öncesi döneme ait bir mezarda bulunmuştur. Yaklaşık 1800 yıllıktır. Görünüşe göre bir uçağın doğru ölçekli maketi gibi duruyor. (Delta kanatlı ,motor yerine sahip ,pilot kabini var ,kuyruk kanatları bile doğru şekilde tasvir edilmiş.) Güney Amerika ‘da buna benzer bir çok eser bulunmuştur.
-450 milyon yıllık çekiç fosili

Çekicin sırrı Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936’da Teksas’ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.
-İnka Yapıları

Harçsız taş set Peru’nun Cusco bölgesindeki bir Inka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına biçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.
-Spral cisimler

Alışıldık olmayan bu spiral cisimler 1991 – 1993 yılları arasında Rusya’daki Ural dağlarının doğusunda bulunan küçük bir dere olaran Narada ‘da bulunmuşlardır. Boyları en fazla 3 cm. olan bu cisimlerden (inanılmaz ama) 0,003 mm. olanlarıda bulunmuştur. Büyük olanları bakırdan , küçük ve çok küçük olanları ise çok ender rastlanan “tungsten” ve “molybdenum” maddelerinden yapılmıştır.

Mikroskopla yapılan incelemeler sonucunda spiraller kusursuz bir biçimde “altın oran” tekniğiyle imal edildiği anlaşıldı. Dahada şaşırıcı olan şey ise: bütün bilimsel incelemelerin gösterdiği gibi bu cisimlerin yaşlarının 20.000 ile 318.000 yıl arasında değiştiğidir. Bu yaş farkı cisimlerin bulundukları derinliğe göre değişmektedir.

liste uzayıp gidiyor.. :)

* çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.

 

 

VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu yazıyı Beğendiyseniz lütfen sadece kendinize saklamayın, paylaşın!