Zamanla daha da güzelleşiyor kadın…

Demlendikçe tatlanan çay, yıllandıkça değerlenen şarap gibi …
Hele birkaç demlenmiş kadın bir araya gelip iki kadeh rakı içtiğinde mutluluk da, keder de terazinin aynı kefesine geçiyor artık. Bu nedenledir ki tüm kırgınlık ve gözyaşları bir zaman sonra neşeli kahkahalara dönüşüveriyor .
 
Zamanla daha da güzelleşiyor kadın…
Umursamaz, rahat ve dünyayı takmıyor görüntüsünün altında, bu hale gelmek için geçmek zorunda kaldığı o çok kritik kavşakların bilinciyle, o tarafını ustalıkla saklayan bir oyuncu gibi yaşam oyununu sürdürüyor.
Belli bir yaştan sonra “kim ne der “ martavallarını kaldırıp bir kenara atmayı öğreniyor kadın. Başkalarının olmasını istediği kişi için değil, kendi olmak istediği insan için mücadele etmeyi öğreniyor.
Aşk, meşk, her şey güzel de liste başını önce dostları almaya başlıyor.
Zamanın ve yaşamın eleğinden süzüle süzüle geçip elinde kalmış birkaç dostun kıymetine paha biçemez oluyor. Hayatın çetrefilli kavşaklarında kimin yanında duracağını, kimin kaçıp gideceğini iyi biliyor artık.
Zamanla daha da güzelleşiyor kadın…
Sevdiğine giden gelinler gibi süslenip kendine gitmeyi öğreniyor.
Belli bir yaştan sonra onu ezip yok etmeye çalışanlara inat, kadınlığı üstüne çok yakışan bir elbise gibi bütün incelik ve zerafetiyle taşımayı öğreniyor . Ve bir tarafıyla çocuk kalmanın, mutluluğa ulaşma yolunda elindeki en önemli anahtarlardan biri olduğunu …
Onca bedel ödedikten sonra kolay kolay kimse sarsamıyor artık özgüvenini…
Ve özgürlük, en büyük değeri haline geliyor …ne pahasına olursa olsun kimsenin elinden bunu almasına izin vermeyecek olgunluğa ulaşıyor. En pahalı mücevherler takılmış, en şatavatlı elbiseler giyilmiş , ışıltılı yüzlerin ardındaki bütün sahte gülücüklerden geçilmiştir artık.
 
Onca yaşanmışlıktan, gözyaşı, kahkaha ve pişmanlıklardan sonra artık ne istediğini çok iyi biliyor
Ne para ne pul…ne kariyer ne güç…
Sadelik ve samimiyet ilk önceliği kapıyor.
 
Yollarına kırmızı halılar da serilse tüm istediği sadece sevgi, huzur ve güven oluyor.
Zamanla usta bir hayat oyuncusu oluyor kadın…
Kimseyi değiştirme derdinde olmuyor artık. Geleni de gideni de kabul etmeyi öğreniyor.
Daha çok ya da daha az hakedeni olmadığını aşkın…
Daha çok ya da daha az inciteni ayrılığın…
Üzerindeki kırmızı çiçekli elbiseye ,rengarenk bileklikleri ve neşeli kahkahalarına ters düşen içi hayalkırıklığı ve incinmişlik dolu bir gölgeyi kimse farkına bile varamadan ışık hızıyla yok edebiliyor.
Bir gün geriye dönüp baktığında elinde sadece en mutlu anların karesini bulacağını bildiği içindir ki yaşama sevincini ve umudunu hiç yitirmiyor. Arada bir düşse de yıkıldığı yerden kalkıp üstündeki tozu silkeleyerek yoluna devam ediyor. Biraz kırgın ama daha güçlü..
Zamanla çok güzelleşiyor kadın …
Öylesine güzelleşiyor ki dokunduğu yer de insan da nasibini alıyor o güzellikten…
Ve onlar birbirlerini gözlerinden tanıyorlar. Kahkahalarından, rakı içişlerinden, hüzünlerinden tanıyorlar.
O kadınlar ki; dünyaları da serseniz önlerine,
 
Yanlarında sadece sevdiklerini istiyorlar.

VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 0 (from 0 votes)
Bu yazıyı Beğendiyseniz lütfen sadece kendinize saklamayın, paylaşın!